February 2012
17 posts
2 tags
2 tags
5 Hz - 23.000 Hz
sırtçantalarımızı kapıyoruz, -her zaman bir yedek hırka bulundur içinde-, çıkmadan suyunu yokla, birbirimizin bağcıklarını kontrol ediyoruz, miflonları çıkarılmış paltolarımızı giyiyoruz, -önünü kapatmayacaktın- canon’unu takıyorsun, yashica’yı takıp fuji’yi çantama atıyorum, -filmlerimi soruyorsun, pillerini soruyorum-, kapıdan çıkıyoruz, ruj mu sürseydim diyorum gülüyorsun,...
2 tags
1 tag
Çayhane
Eski bir denizciydi, 39’ sonbahar, zamanında bana bir dua kitabı vermişti, anlamadığım bir dilde yazılmış, ona Endonezya’ya giderlerken Halis Kalkavan gemisindeki Giresunlu arkadaşı vermiş -Trabzonlular Giresunluları sevmez derler bizim orada- (Trabzonlular Artvinlileri de pek sevmez. Samsunlular da Trabzon’u sevmez. Karadeniz’de kimse kimseyi sevmez mi? Sevmez.) aynı...
4 tags
4 tags
5 tags
2 tags
2 tags
January 2012
17 posts
2 tags
Usulca çay koydum
yeniden.
42 numara Tirebolu ve Çaykur Tomurcuk.
Bakınca gözlerini doldurabilecek kadar güzel kokulu bir çay,
baktıkça ağlatabilecek kadar
güzelliğinden.
Mavi bile olmayan bir şey nasıl bu kadar içini yakar insanın,
mavi bile değil oysa diyorum.
Göç zamanım gelmiştir.
Hilalde uyukluyorum ayağımı kuyruğundan sarkıtarak. Bir merdiven ki kristalden, ulaştırıyor göklere bizi, görmüyorsun. Herkes arzularını bastırıyor, herkes öfkeli. Ve herkes yalnızca hayalkırıklığıyla dost. Geniş kanatlarıyla kayarak kaybolup giden leyleklere harfsiz pusulam gibi güveniyorum. Bir kelebek vadisinde huzur bulup dinleniyorum artık. Hilalin tepesine salıncak kuruyor gevrekçe...
Ellerine aldı. Tam ortaya bağdaş kurup oturuyordum avucunun içinde. Ellerim yumruk, ellerim yanaklarımda. Bekliyorum.
Uzunca bir süre sonra büyüdüm ve ayağa kalktım.
1 tag
Narlı Sıcak Beyaz Çikolata
-üzerine birkaç kelam etmek
isteğindeydim “lakin”,
o son kartopunu atmayacaktık!
Çünkü o kadar çok şeyden konuştuk ve hepsi öylesine derinlikliydi ki,
“Aradın ya beni Dost’un önündeyim diye. Konuşmanı duydum. Evet dedim, tamam. Şimdi tamam.”
Amazon’ların etekleri altında görüşmek üzere hocam.
Bacchus muhabbeti her daim üzerimize olsun.
ANEMON
okavunicibalikbenmisim:
yalnız çocuklar cümleler kuruyordu.
cümleler kurup ‘cümle’ler yıkıyorlardı.
cümlemizi yıkıyorlardı.
ekose eteğimin cebinde dörde katlı ve katlı yerlerinden hafifçe yırtılmış bir kağıt buluyordum.
bomboş billur bir sürahiye ve sonra üşengeçliğime yansıyan doyrulmamış,
doyrulmak istenmeyen tatlı susuzluğuma benzeyen sesi,
kıvırcık saçlı gençten,
bana sorarsanız mavi...
2 tags
1 tag
ONE DAY I WILL OPEN MY EYES AND SEE A PEACEFUL...
dedi.
Yutkunduk.
Birimiz arkasına baktı.
Tedirginlik.
-evde itilir kakılırsın, okulda dövülürsün,
eğer zekiysen senden nefret ederler, aptalsan aşağılarlar-
Kapı.
Kapalıydı.
Birimiz kontrol etti.
-ta ki öfkeden kudurup onların kurallarına uyamaz hale gelene kadar
tuhaf bir yirmi yıl boyunca sana işkence edip korkuttuktan sonra
daha korkudan doğru dürüst yaşamayı beceremezken
kendine...
Tabii bir Mazzy Star değildi hiçbiri ve o posta...
Kendimi şöööyle bir psikanaliz koltuğuna bırakıp ayaklarımı tepesine dikip dinlenesim var ama canım çıkıyor bilmezsiniz kuzum bilmezsiniiiiiiz.
Dediler ki onu yol yutmuş. Nasıl ya dedim, e nasıl’ı yok yol yutmuş işte dediler. Ama ben bekliyordum! Ama. Bir rüzgar esti, kahverengi pis toprak ayağa kalktı ve iki dönüp çömeldi.
Ayakkabılarımı bağladım. Peş peşe birkaç kere öksürdüm. Yakamı...
1 tag
Canımıniçi,
ben senin için çalgılar;
Ramsinga, olifant, büksen, lavta, rebap, ailois arpı ve Salome arpı
çalmayı öğrendim de ellerim lacivertleşti ben çizik çiziğim artık!
Canımıniçi ben senin için yurtlar;
Çin, Koçin, Malabar, Kongo, Tabor, Maratha, Nueva Granada, Sahara, Samoa, Sandiwch, Eflak ve Moldovya
dolaştım durdum da ayaklarım lacivertleşti ben yorgun bitiğim artık!
Canımıniçi ben senin için...
Cafe Au Lait
-Habeşistan, Kaffa’da Khaldi diye bir çoban, o çalılıktaki kırmızı meyveleri yiyen hayvanlarının daha çok hareket ettiğini gördükten sonra aynı meyveyi kendisi de denemiş ve o keyif, dinçlik hissi üzer…
Sana kahveler hakkında anlattığım efsaneler boyunca ellerinde yaşıyordum.
Çünkü sen bana bakarken saçındaki bukleler çılgınca uçuşuyordu. Sen görmüyordun. Onlar beni görünce hep...
bu kıza hayır diyemiyordum.
benim sorunum buydu.
ne derse evet
ne derse...
– darthvenom
böyle kadınlar var lan, cohen dinleyen, içtikleri sigaranın dumanlarını ağır...
– darthvenom
İnanılmaz bu. →
Bu. Gerçekten. Harika. →
DE 24 292
bir TCDD’nin ettiği ifadeler, kargaşanın anlamı, rayların bölünerek çoğalması ve olanca hafif ayaklığımızla dans ederek yürümek sokaklarda. soyunmayı öğrendikten sonra giyinmeyi öğreniyoruz ve bir inci’ci ağzımızın payını en okkalısından veriyor. sırtçantan tüm ağırlığıyla kendini bir oraya bir buraya sallarken metroya yetişmeye çalışıyorsun ve turnikelerden atlarsan güvenlik...
December 2011
12 posts
2 tags
2 tags
Hüzün uyandı Mélusine. Bunu anladığımda hiçbir şey duymadım. Çevremde olağandışı hiçbir kıpırtı görülmedi. İnsanların düzeninde hiçbir değişiklik olmadı. Ama hüzün uyandı. Bir ağaç kovuğunda olağanüstü güzellikte bir göz görüldü, mor ve yeşil. Bir su bulut geçti. Bir klavsen yağmuru çaldı. Kapılar kendilerine örtüldü. Hüzün uyandı.
-Lale Müldür
1 tag
2 tags
2 tags
2 tags
Harp sesleri şıkır şıkır kaybettim sanatımı eyvah
Oh, bir nefes aldım dağlara gözü pek. Çok acıktım dünya kadar acıktım. Beş kuruş param yok öyle böyle değil. Kırmızı “pancur”lu bankaya gidiyorum bomboş kartı görünce içim boşalıyor. Gülşah tut beni n’olur. Açım ben yine tereddütsüz açım yüzüm düşmüş. Bir beyaz Juke görüyorum, ahh bebeğim diyorum, ahh aşığım çok. Gülşah sakın asılma o benim diyorum,o benim, bulutlar bile pespaye...
7 yaşında arkadaşımla mutfak masasında oturup...
Evden ayrıldığım zaman 7 yaşındaydım ve bisikletim yukarı,
bisikletim aşağı,
ağır bir gökyüzünün altında,
Kasım dumanı,
şimdi parmakların soğuktur, şimdi yazdıklarıma dokunduğun zaman ürperiyorsundur, dokun.
Jacaranta.
Jacaranta’yı aklında tut çünkü o bir asıl nota. Soğuk iklimleri seven içleri puslu yüzleri çok sus’lu kadınlara ait.
Düşünsene,
sinyal veren arabalar -yağmur...
2 tags
43 levelin gücüne inanıyorum.
43:
Çünkü; 24
28:
34:
ve 39:
Neyse ki Quidrune asam ve peri zırhımla 43’lerin canına okuyoruz.
Emeği geçen herkese teşekkürler, canıms.
November 2011
11 posts
Alt ranzamdaki kıza göre geceleyin uyurken döndüğüm zaman yatak sallanıyormuş, uyuyamıyormuş. Sanki gece gece üstte kovboy dansı yapıyorum arkadaş. Sanki geceleyin bir kankan oluyorum, bir platform bulup charango eşliğinde topuk vuruyorum yere. Sanki gecenin bir vakti aptal bir okul konserinde kafa sallayan ergen modunda gitar pedalına basıyorum.
Şekil:1 Temsili kankan fotoorafı
Irish Latté için tek eksiğim canımıniçi...
Gel, dedi.
“Benim yaptığım kahveler çok güzel olmuyor.”
Yanık şeker aromalı Creme Brulee’nin nasıl yapıldığını öğrendiğim gün geleceğim. Bir Fransız şekerparesi, chérii.
Sabah kalvaltıdan sonra Columbian Supreme,
Öğle yemeğinden sonra Costa Rica,
Akşam yemeğinden sonra Mırra, canım.
Beni bildiğim kahve tarifi sayısınca evinde tut ki sana mai pençeli serseri dişleri nasıl...
"Ankara beni sarhoş etti." Birsen Tezer
23.11.11
Mavi bir TCDD görmen ile başlayan günler her zaman güzeldir nitekim.
Akşam. 17.15 suları olsa gerek. Gülten’le anlaşıyoruz. 18.15 Dost’un önü. 18.23 olsun tam olsun diyorum. Anlaştık. Turuncu kafalı birini arıyor gözlerim. Keşke mavi berem yanımda olsaydı diyorum ah vah. Ben kocaman saçlarla üşüyorum, bu kız üşümüyor mu?
Buluşuyorduk.
Kurtuluş’a yürümeye...